Araştırmacılar, afrodizyak gıdaların kokuları, tatları ve görünüşleriyle cinsel uyarıcı etki yaratmanın dışında, sizi daha iyi kur yapan bir sevgiliye dönüştürebileceğini söylüyor.
Afrodizyaklar, psikolojik etkilerine ve cinsel yaşamın her evresinde yarattığı değişime bağlı olarak üç gruba ayırıyor:
Flört dostu gıdalar
Pul biber
Potansiyel eşinizi ararken, keyfinizi yerine getirerek kendinize olan güveninizi artıracak, sizi canlandıracak ve kur yapmaya yöneltecek besinleri seçmelisiniz.
Baharatlı gıdalar kalbe kan akışını ve metabolizmayı hızlandırırlar.
Muz
İçerdiği kimyasallarla beyinde keyif arttırıcı etki yaratır ve özgüveni artırır.
Havuç
İçerdiği yüksek lif nedeniyle cinsel arzuları uyandırıcı etki yaratabilir.
Baştan çıkaran gıdalar
İkinci aşama, baştan çıkarma. Afrodizyaklar testesteron gibi cinsel hormonların salgılanmasını ve genital organlardaki kan basıncını artırarak vücudu aşk için hazır hale gelmesini sağlar. Ayrıca hızla ihtiyacınız olan enerjiyi temin eder.
Karides
İyot açısından zengin olan karides ve diğer deniz ürünleri, tiroid bezlerinin çalışması ve sağladığı enerji açısından önemlidir.
Çikolata
İçerdiği kafein nedeniyle çikolatanın uyarıcı bir etkisi vardır. Bunun yanında salgıladığı mutluluk hormonuyla keyif verir.
Zencefil
Zencefil kökünün, kadın ve erkek cinsel organlarındaki kan basıncını artırdığı söylenir.
Zeytin
Yeşil zeytinin erkekleri daha güçlü yaptığına, siyah olanların ise kadınların cinsel dürtülerini artırdığına inanılır.
Domates
Puritanlar tarafından aşk elması olarak tanımlanan domatesin cinsel canlandırıcı olarak ün yapmıştır.
Elma
Bu meyve her zaman baştan çıkarmayla eş anlamda kullanıldı. Potasyum, fosfor, kalsiyum ve E vitamini yönünden zengin bu meyve hormon ve enerji düzeyini artırır.
Cinsel performans için gıdalar
Keşif ve orgazm olan son aşamada, insanlarda koku duyusu diğerlerinin önüne geçer ve afrodizyak gıdalar da bu yolla etki sağlar.
Hangi kokunun seksüel canlanmayı artırdığına dair yapılan bir araştırmaya göre, her besin erkeklerde yarattığı cinsel bir karşılığı bulunuyor ve bazıları da diğerlerine göre daha etkili oluyor. “Örneğin peynirli pizza erkeklerde kan basıncını artırmada yüzde 5 oranında, tereyağlı patlamış mısır yüzde 9, balkabağı turtası ise yüzde 40 etkili oluyor. Buna karşılık çiçek kokulu parfümlerin sağladığı etki ise yalnız yüzde 3.
Gıdaların cinsel yaşam ve performans üzerinde neden etkili olduğu konusunda birçok teori var. Fakat bu etkiler fiziksel ve psikolojik yapıya ve kişilerin geçmiş birikimlerine bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Uzmanlar afrodizyak gıdaların etkilerinin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğinin unutulmaması gerektiğini ekliyorlar.
Kadın her zaman seks için hazır mı?
Psikiyatrist Doç. Dr. Doğan Şahin ve Jinekolog Prof. Dr. Faruk Buyru kadınların seks hayatlarını tartışırken farklı sonuçlar ortaya çıktı… Görünen o ki bazı kadınlar sekssiz duramazken bazıları aklına bile getirmiyor.
Yılda bir kez bile sevişmek istemeyen kadın var
Kadınlar her zaman sekse hazır mı?
Araştırmalar göstermiştir ki kadınların ezici bir çoğunluğu her gün sevişmek istemez. Hatta birçok kadının ilişki uzadıkça sevişme isteği azalır. Kadınların en az üçte biri cinsel isteksizlik ve uyarılma sorunları yaşıyor. Her an şöyle dursun, yılda bir kez bile sevişmek istemezler.
Dekolte bir kadının seks çağrısı olarak algılanabilir mi?
Beğenilme arzusu her zaman seksle ilgili bir şey değildir. İnsanlar kendilerini beğenmek ister. Ama bu cinsellikle ilgili olabilir de olmayabilir de. Kadınlar yalnızca kadınların arasında olduğu topluluklarda da bakım yaparlar.
erkeğin uyarılması gibi bir tedavi mi gerekir?
Tedavi olmak isterlerse tedavi olabilirler. Hormonal bozukluk gibi bu sorun organik nedenden kaynaklanabileceği gibi çoğunlukla psikolojiktir
Kadınorgamz olamiyorsa
organik nedenden kaynaklanabileceği gibi çoğunlukla psikolojiktir.
Kadınlar partnerlerini seçerken mantıkları mı ön plandadır, içgüdüleri mi?
Ağır basan şey doğaları değil duygularıdır.
Ev kadını ile iş kadını sekse farklı mı bakıyor?
Genel olarak keskin bir ayrım yoktur. Ama çalışıyor olmanın getirdiği yorgunluk cinselliğe ilgiyi azaltabilir.
Seksi hep erkek mi başlatmalı? Ya kadın başlatırsa?
Hayır, bu bir mittir. Kimin canı istiyorsa o başlatmalı.
Kadın ‘Başım ağrıyor,’ diye seksten kaçıyorsa aslında ‘Ben artık seni istemiyorum,’ anlamına mı gelir?
O an sevişmek istemiyor anlamına gelir. Erkeklerde de olur.
ESRA TÜZÜN
kadintr.org olarak uzmanlara sorduk.kadinlar neden mutsuz olabilir diye yada istekleri nedir diye.sabah gazetesinin verdigi bilgiye göre…Psikiyatrist Doç. Dr. Doğan Şahin ve Jinekolog Prof. Dr. Faruk Buyru kadınların seks hayatlarını tartışırken farklı sonuçlar ortaya çıktı… Görünen o ki bazı kadınlar sekssiz duramazken bazıları aklına bile getirmiyor.
Yılda bir kez bile sevişmek istemeyen kadın var
Kadınlar her zaman sekse hazır mı?
Araştırmalar göstermiştir ki kadınların ezici bir çoğunluğu her gün sevişmek istemez. Hatta birçok kadının ilişki uzadıkça sevişme isteği azalır. Kadınların en az üçte biri cinsel isteksizlik ve uyarılma sorunları yaşıyor. Her an şöyle dursun, yılda bir kez bile sevişmek istemezler.
Dekolte bir kadının seks çağrısı olarak algılanabilir mi?
Beğenilme arzusu her zaman seksle ilgili bir şey değildir. İnsanlar kendilerini beğenmek ister. Ama bu cinsellikle ilgili olabilir de olmayabilir de. Kadınlar yalnızca kadınların arasında olduğu topluluklarda da bakım yaparlar.
kadin orgazm olamıyorsa erkeğin uyarılması gibi bir tedavi mi gerekir?
Tedavi olmak isterlerse tedavi olabilirler. Hormonal bozukluk gibi bu sorun organik nedenden kaynaklanabileceği gibi çoğunlukla psikolojiktir.
Kadınlar partnerlerini seçerken mantıkları mı ön plandadır, içgüdüleri mi?
Ağır basan şey doğaları değil duygularıdır.
Ev kadını ile iş kadını sekse farklı mı bakıyor?
Genel olarak keskin bir ayrım yoktur. Ama çalışıyor olmanın getirdiği yorgunluk cinselliğe ilgiyi azaltabilir.
Seksi hep erkek mi başlatmalı? Ya kadın başlatırsa?
Hayır, bu bir mittir. Kimin canı istiyorsa o başlatmalı.
Kadın ‘Başım ağrıyor,’ diye seksten kaçıyorsa aslında ‘Ben artık seni istemiyorum,’ anlamına mı gelir?
O an sevişmek istemiyor anlamına gelir. Erkeklerde de olur
Kadın ve erkek arasındaki amansız rekabet şimdi de yatakta araya girerek kısırlığın nedenlerinden biri olmayı başardı.
Kadın ve erkek bedeninin üreme konusunda düşman hale geldiğini söyleyen Hasson, binlerce yıldır kadınların bedeninin spermleri daha rekabetçi, daha güçlü, daha hızlı hale gelmeye zorladığını, buna karşılık olarak erkeklerin döllenme şansını artırmak için daha “saldırgan” spermler üretmeye başladığını söyledi.
“Biological Reviews” dergisinde yayımlanan araştırma sonuçlarında Hasson, sperm ve yumurta arasındaki dengenin çok hassas olduğunu ve bu dengenin bozulduğunu, bunun da kısırlığın artmasını açıklayabileceğini belirtti.
Normalde, bir spermin yumurtayı döllediğinde diğer spermlerin yumurta ile temasının engellendiği bazı biyolojik sonuçların ortaya çıktığını, bu engellemenin gerekli olduğunu aksi halde ikinci bir spermin yumurtanın içine girerek yumurtayı yok edebileceğini belirten Dr. Hasson, spermlerin zamanla daha etkili hale geldiğini ve ikinci spermin yumurtaya girişine artık ender rastlanmadığı açıkladı.
Bilim adamı, kadınların bedeninin de polispermiye (bir yumurta hücresine birden daha fazla sayıda spermin girebilmesi) karşı savunma geliştirdiğini ve kadının üreme organının sperm için artık engel teşkil ettiğine dikkati çekti.
Konuya ilişkin makale Fransız “Le Nouvel Observateur” dergisinde de yer alıyor.
Bir erteleme ve kaçınma hastalığı olan vajinismusun tedavisinde hipnozun yıllardır başarıyla kullanıldığına dikkat çeken Cised; hipnoz ve vajinismus hastalığı hakkında merak edilenleri açıkladı.
Hipnoz bilinçdışına açılan bir kapıdır
Hipnozun tamamen beynin doğal ve normal işlevlerinden bir tanesi olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe; konuyu şöyle açıkladı:
Söz, bakış, hayal gücü ya da bazı yardımcı nesneler kullanılarak verilen telkinler sonucunda oluşturulan; kişinin duygu, düşünce, algı ve bellek işlevlerinde değişikliklerin gerçekleştirilebildiği çok özel bilinç durumuna hipnoz denir.
Hipnozun büyü, sihir ya da doğaüstü hiçbir yönü yoktur. Hipnoz bilinçdışına açılan bir kapıdır. İyi bir cinsel terapist bu kapıdan içeri girer ve vajinismus hastalığına yol açan ve çocuklukta oraya yerleşmiş yanlış bilgileri, inançları, düşünceleri, algılamaları bulur ve değiştirebilir.
Hipnoterapi nedir?
Hipnoz uygulamak için eğitim alınması gerektiğini ifade eden CİSED Genel Sekreteri Psk. Gülüm Bacanak; “Hipnoz eğitim almış hipnoz uygulayıcılarına hipnozitör, hipnozla cinsel terapi veya psikoterapi yapan terapistlere ise hipnoterapist denir. Hipnozun tedavi amacıyla kullanımına veya hipnoz altında yapılan terapiye ise hipnoterapi denir” dedi.
VAJİNİSMUSTA HİPNOZ MUCİZESİ!
Her on kadından biri vajinismus…
Ülkemizde her on kadından birinde vajinismus hastalığının görüldüğüne dikkat çeken CİSED Genel Başkanı Dr. A.Cem Keçe; “Kadınlarda cinsel ilişkiye girememeye vajinismus denir.
Vajinismusa halk arasında evli bakireler veya tamamlanmamış evlilik denir.
Vajinismus hipnoz destekli cinsel terapi ile %100 tedavi edilebilir bir hastalıktır. Hipnoz altında verilen telkinlerle, zihinsel ve imgesel uygulamalarla cinsel ilişkiye dair endişe, korku ve kaygılar ortadan kaldırılabilir. Böylece cinsel ilişkinin ağrı ve acı olmadan olabileceğine dair inanç artar. Hipnoz bir şırıngaya benzetilebilir. Şırınga, iyileşmek için hastanın gereksinim duyduğu çeşitli ilaçları uygulamak için kullanılan bir tedavi aracıdır. Aynı şekilde hastayı iyileştiren şey bizzat hipnozun kendisi değil; hipnoz sırasında uygulanan değişik tedavi yöntemleridir.” dedi.
Cinsellikle ilgili işlerde çalışan kadın sayısı giderek artıyor! İşte, mesai saatinde seks konuşan ve seks sorunlarına çözüm bulan kadınlar ve cinsellikle ilgili görüşleri…
Evet, seks sorunlarımızı kendi aramızda hala rahatlıkla konuşamıyoruz. Bu nedenle de cinsellikle ilgili işler erkeklerin tekelinde. “Tekelindeydi” demek daha doğru aslında. Çünkü cinsellikle ilgili işlerde çalışan kadın sayısı giderek artıyor! İşte, mesai saatinde seks konuşan ve seks sorunlarına çözüm bulan kadınlar…
33 YILDIR KADINLARA SEVİŞMEYİ ÖĞRETİYOR
PROF. DR. ARŞALUYS KAYIR, Psikolog
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Cinsel İşlev Bozuklukları Birim Sorumlusu Prof. Dr. Arşaluys Kayır, 1972 yılından beri aynı üniversitede çalışıyor. İlk kez 33 yıl önce vajinismus tedavisi yapmış. İşini sulandırmadan, ciddiyetle yaptığı için taciz gibi sorunlarla da karşılaşmadığını söylüyor. “Benim Türkiye’deki en önemli adımım, basında cinsellik konusuna dozunda, belli bir ciddiyette yaklaşmam oldu. Bu alanda; pornografik, uygun olmayan tedavi yaklaşımları ve istismarlar olsa bile, iyi tedavi eden kişiler olduğu da bir gerçek. Evet, konumuz riskli bir konu, hazla ilgili. Ve herkesin bir cinsel dürtüsü var, dolayısıyla hepimiz cinsellikle ilgiliyiz. Ama gelen hastanın hazzına odaklanarak ‘Nasıl sevişti, ne yaptı’ demiyorum. İyi yaşadığı kendine kalsın, sıkıntısı neyse onu gidermeye çalışayım diye düşünüyorum. ‘Hafta sonumuz çok güzeldi, çok güzel seviştik’ diyene de tebessüm ediyorum.”
VAJİNİSMUS SORUNU HEP OLACAK
Peki, çok fazla cinsel sorunu olan bir toplum muyuz? Prof. Dr. Kayır, cinsel sorunlarımız olsa da, kolay öğrendiğimizi söylüyor. “Evlenmiş, aylar, hatta yıllar geçmiş ama hala cinsel birleşme gerçekleşmemiş vakalar var. Çünkü toplumda çok fazla yasak var. Pratik hayatta en geç öğrenilen şey, cinsel birleşme. Bekaret değerini koruduğumuz için, her zaman vajinismus sorunu da olacak. ‘Zamanı gelince’ deniyor. Ama sonra bir bakıyorsunuz, üniversite mezunu, evleniyor ve ‘Ben hiç beklemiyordum kendimden bunu’ diyebiliyor. E, tecrüben var mıydı ki beklemiyordun? Tedavi için çeşitli seks terapi teknikleri kullanılıyor ama teknik yetmez. Kişiye kendine güvenme, yaratıcılığını, spontanlığını geliştirme özellikleri vermeli. Sevişme bakarak öğrenilen bir şey değil. Deneyerek öğreneceksin. Ortada bir sorun varsa da, çok uzamadan güvenilen bir uzmana danışmak ve bunun için zaman ayırmak gerekiyor. ‘Bir çırpıda sana bir nasihat, bir yol, bir ilaç, bir yöntem bulacağım ve sen düzeleceksin diyemeyiz. Cinsel sorunu hemen çözmek mümkün olamayabilir. Ama 8-10 seans devam edilince, o kadar çok şey öğrenirsiniz ki…”
KİMSEYE SÖYLEMEDİKLERİNİ ONA ANLATIYORLAR
MELİHA KARAYAY, Psikolog
Hattat Hastanesi psikologu Meliha Karayay, yüksek lisansın ardından, psikiyatri bölümünde klinik psikoloji alanında çalışmaya başlamış. Cinsel sağlık alanına yönelmesi ise biraz tesadüfi olmuş. “1994 yılında psikolog olarak çalışmaya başladım. Hastanede, cinsel sorunlarla ilgilenecek arkadaşım yeni evlenmişti ve eşi cinsel fonksiyon bölümünde çalışmasını istemedi. O bu alanı bırakınca, hocam bir gün benim elime dosyayı tutuşturdu ve ‘Artık sen cinsel fonksiyon bozuklukları merkezi bölümüne geçeceksin dedi. Ben o güne kadar bu alanla pek ilgili değildim açıkçası. Hasta size cinsel sorununu ifade etmedikçe çok nadirdir hastaya cinsel hayatının sorulması… Ben de dolayısıyla uzaktım bu konulara. Başlangıçta ailemi düşündüm çünkü tutucu bir ailem vardı. Kardeşler arasında bile cinsellik bu kadar konuşulmazdı bizde, hep üstü kapalı geçilirdi. Bir yandan da ‘Acaba bu alanda erkeklerin çalışması daha mı iyi?’ diyerek, yapılan araştırmaları inceledim. Yurt dışında da oranın yüzde 50-50 olduğunu gördüm. Anladım ki, erkek terapistle kadın terapist arasında, cinsiyet farkı bu alanda önemli değil. Tam tersi şöyle bir durum söz konusu; bir erkek sertleşme güçlüğünü bir erkeğe daha zor ifade ediyor! Çünkü onu babası ya da bir erkek arkadaşı gibi görüyor ve başarısızlığını ona açıkça söylemeye çekiniyor. Bu işe ilk başladığımda, hastaların utandıklarını fark ettim. Eğer ben de utanırsam, sorun olacağını düşünerek onlarla açıkça ve net şekilde konuşmaya ve anlatmaya başladım.
Şu anda, benimle birlikte hastayı takip eden bir üroloji ekibi var. Bütün bunlar beni çok geliştirdi. Bu anlamda kendimi şanslı görüyorum, tek başına cinsel fonksiyon bozuklukları çalışan bir psikolog olsaydım, olayı tek boyuttan görecek, o boyuttan yürüyecektim. Şimdi olayları daha açık ve net görüyorum. Diğer türlü çalışan arkadaşlarım olayın sadece psikolojik yönünü görüyorlar. Ben şimdi hormonların da insanları nasıl etkilediğini biliyorum. Olayın fiziksel yönü de çok önemli!’
HİÇBİR ŞEY DIŞARIDAN GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL
İş hayatı boyunca, şaşırdığı pek çok olayla karşılaştığını ve cinsel yaşamda hiçbir şeyin dışarıdan göründüğü gibi olmadığını söylüyor Karayay: “Hiç ummadığım şalvarlı adamlar, simsiyah çarşaf içindeki eşlerini ‘Ben zevk alıyorum ama eşim de orgazm olsun diye getirebiliyor. Aklınıza gelir mi böyle bir hastanın cinsel ilişkide eşini de düşüneceği. Önceden, ‘Bu adam için bir kadın olsun, iki göğsü olsun yeter’ diye düşündüğüm bir adamın, ‘Kadınların şu özelliğinden dolayı ereksiyon olamıyorum, şundan dolayı erken boşalıyorum’ dediğini duyduğumda şok olmuştum. Anladım ki, erkekler aslında çok zor, bizim düşündüğümüz gibi asla değiller. Kadının manikürüne, pedikürüne takıp, çok ufak detaylara takılıp, ciddi anlamda sorun yaşayan erkekler de var. Kadınlar ise en çok, orgazm olamama ve vajinismus sorunu ile geliyor.”
MUTLU AİLE TABLOSU YANILTICI OLABİLİR
Meliha Karayay; işinin genel anlamda hayatını nasıl etkilediğini şöyle anlatıyor: “Ben ilişkileri eskisi gibi göremiyorum artık. Eskiden bütün olarak gördüğüm resme, şimdi öyle bakmıyorum. Evli, çocuklu bir çift gördüğümde, ‘Aman ne güzel, ilişkiye de giriyorlar’ ya da ‘Ne kadar mutlular’ diyemiyorum. Çünkü bana sekiz yaşında çocuğu ile gelen, hiç ilişkiye girmemiş bakire kadınlar da var. Bir çocuğu bile olsa, bu, onun eşiyle ilişkiye girdiğini ve mutlu bir cinsel yaşamı olduğunu göstermiyor. Dışarıdan göründüğü gibi değil. Kaliteli bir cinsel yaşama gelince… İki tarafın da kendisini rahatça ifade edebildiği, zorlanmanın olmadığı, özel, keyifli, çocuksu bir dili olan bir yaşam.”
İLK KADIN ÜROLOG
UZM. DR. HATİCE SIÇRAMAZ ARIKAN, Ürolog
Yıllardır erkeklerin tekelinde olan üroloji bölümünde, artık yeni bir çığır açıldı. Türkiye’de uzmanlığını alan ilk kadın ürolog olan Dr. Hatice Arıkan, bu alanda bir ilk olmanın heyecanını yaşıyor. “Dokuz Eylül Üniversitesinde asistanlığa başladığımda, tepkileri aslında ben de çok merak etmiştim. Uzun süreli bir uzmanlık eğitimi bu; dolayısıyla kliniğin ve hastanenin de bakış açısı benim için son derece önemliydi. Şüphesiz herkes için şaşırtıcı olmuştur ama hiç sakil bir tepkiyle karşılaşmadım. Ben inandığım ve sevdiğim işi yaparken, bu konuda kimsenin beni negatif etkileme lüksü de yoktu sanırım. Bölüm başkanımızla ilk konuşmamda bana neden bu bölümü seçtiğimi sordu ve ‘Burayı kazananlar listesi bize geldiğinde şaşırdık. O an yeni bir döneme girdiğimizi anladık’ dedi. Annem ve babam da beni her zaman destekledi. Zaten üroloji tercihlerimi yaparken onlar dışında kimse yanımda değildi! Desteği bir yana bırakalım, duyan herkes eleştirdi. Şimdi bakıyorum da, aslında zor bir durum, iyi cesaret etmişim. Yani etrafında kimse önermezken, Üroloji konusunda bu kadar inatçı olmak iyi cesaret gerektirir! Yurt dışında da, kadın ürolog çok yok ama bizden daha fazla. Yine de yurt dışında da bizdeki gibi hala ilginç karşılanıyor, henüz orada da sıradanlaşmamış.
Türkiye’nin ilk kadın ürologu olarak bilinmek benim için bir onur. Ancak sorumluluk gerektiren bir onur bu. Eksik olan birçok şey için çaba harcamam gerekli, bunun farkındayım.”
HİÇ KIZ ARKADAŞIM YOKTU
Dr. Arıkan, erkeklerle birlikte çalışmanın hayatına pek çok artı kattığını söylüyor. Ama elbette eksiklik duyduğu şeyler de olmuş! “Erkeklerle çalışmak beni çok olgunlaştırdı. Ben normal kadınlar gibi düşünmem, olaylara daha geniş açıdan bakıyorum. Tabii ki benim de zaman zaman yaşadığım sıkıntılar oldu; ben kız arkadaşlarıyla hafta sonu alışverişe giden, kafelerde oturup kadın dergileri karıştıran, makyaj denemeleri yapan biri olamadım hiç; hatta bölümdeki hocama bir gün sitemle şikayet ettim yalnızlığımdan. ‘Hocam dedim, bakın hiç kız arkadaşım yok, bu kadar erkeğin arasında tek başımayım. Lütfen benim yerime siz kendinizi koyun, bir sürü kadının arasında tek başınıza çalışmak ister misiniz?’ Hoca ‘Süper olurdu, hem de nasıl isterim’ dedi. Tabii erkek bakış açısı farkı!
KADIN HASTA FAZLA, AMA ERKEKLER DE AZ DEĞİL
Bu alanda çalışan kadın doktor olmayınca, başına enteresan olayların da gelebildiğini belirtiyor Arıkan.
“Üniversiteden ayrılıp devlet hastanesinde hasta bakmaya başlayınca, bana ‘Hiç erkek hastan olmaz, etrafta bir sürü erkek ürolog var, sana neden gelsinler ki’ dediler. Ben öyle olmayacağını iyi biliyordum ve olmadı da zaten. Erkek hastalar prostat, böbrek taşı, kısırlık, cinsel fonksiyon bozulduğuyla geliyorlar daha çok. Kadın hastalar ise idrar yolu enfeksiyonu, idrar kaçırma, böbrek taşı, yan ağrısı yakınmalarıyla… Zaman zaman enteresan olaylarla da karşılaşıyorum. Örneğin, asistanlığımın ilk günlerinde, servis doktoruydum. Ameliyattan hastalar çıkıyor, ben de onların ameliyat sonrası bakımlarını yapıyordum. Hastalar ameliyattan çıkmışlardı, rahat olsunlar diye üzerlerine hiçbir şey giydirmedim. Akşam hoca ziyarete geldi. Birinci hasta çıplak, ikinci çıplak, üçüncü çıplak. Hoca tabii benimle ciddi bir konuşma yaptı. Ama ben hala bu fikrimde sebat ediyorum. Doğru olan kesinlikle benimkiydi! Bir defasında da, poliklinikte ereksiyon problemi olan hastaların problemlerinin düzeylerini belirlemek için anket yapıyordum. Hastaların ereksiyon problemi var ama anket sonuçları süper çıkıyor. Şüphelendim ve aynı hastaları başka bir erkek doktor arkadaşıma yönlendirdim, aynı anketi tekrar ettik. Ve benim açımdan da hasta açısından da acı sonuçlarla karşılaştık!
PENİS; EL, KOL GİBİ BİR ORGAN
Dr. Arıkan’a göre, penis sıradan bir organ, cinsellikse karmaşık bir konu! “Penis benim için son derece sıradan, el kol gibi bir organ. Fakat hasta için tabii ki öyle olmayabiliyor. Kadınlar için bile zaman zaman muayene zor oluyor.
Cinselliğe gelince… Ne kelime anlamıyla, ne de problemlerini artık bireysel düşünemiyorum. Sağlıklı bir cinsellik, hem duygusal hem de fiziksel uyum demek benim için. Cinsellik sadece yatakla sınırlı değil. Bunun öncesi de, sonrası da bir o kadar önemli. 15-20 yıl evli olup cinsel tatmini yaşamayan kadınlar var. Eşle açık konuşmak gerekli, ‘Ben böyle yapmanı istiyorum, şunu yapmandan hoşlanmıyorum’ gibi. Ve cinsel yaşamlarında bir anormallik varsa, ilişkinin herhangi bir aşamasında mutlaka bir ürologun kapısını çalmalarını öneririm, fakat mutlaka eşle birlikte.”
KONDOM KONUSUNDA HERKESİ BİLİNÇLENDİRİYOR
GÖKÇE AKARSU, Fiesta Kondomlart Satış ve Pazarlama Sorumlusu
Henüz 26 yaşında olan Gökçe Akarsu, uluslararası ilişkiler mezunu. Şeref öğrencisi olarak mezun olduktan sonra, birkaç ay havaalanında çalışmış ve ardından bir Amerikan sağlık firması olan DKT International’dan teklif almış.
“Kişisel özelliklerimi geliştirebileceğim, eğitimime uygun bir iş arıyordum, tam o sırada bu işle karşılaştım. Görüşmeye, sağlık ürünleri adı altında gelmiştim, ‘Önce Türkiye’ye kondom ürünümüz gelecek’ dedikleri zaman, ilk etapta durup bir düşündüm. Ne kadar modern biri olsam da, İstanbul’da tek başıma yaşasam ve modern bir aileden gelsem de, ‘Acaba ne derler’ diye düşünmeden edemedim. İlk olarak aklıma ailem geldi. Ben kendi açımdan hiçbir rahatsızlık duymam, kendime güvenim her zaman tam, ama ‘İnsanlar ne der’ sorusu aklımdaydı. Aileme 20 yıllık bir firma olduğunu, başarılarını, sırayla farklı sağlık ürünlerinin de geleceğini anlatınca, onlar da normal karşıladı. Üstelik getirdiğimiz ürün, insanların hayat standardını yükselten, cinsel hastalıklardan koruyan bir ürün. Bunun verdiği manevi mutluluğu da zamanla tadıyor insan. Ben özellikle; ürünlerin tanıtımı, marka imajı, bulunurluk, görsellik, cinsel sağlık ve kondomla ilgili broşürlerin Türkiye’ye uyarlanması konusunda çalışmalar yapıyorum. Yurt dışında bunlar, Türkiye’de olmadığı kadar rahat konuşulan konular. Bu yüzden biz de tanıtımlarımızda daha eğlenceli, hoşgörüyle karşılanacak bir dil kullanmaya çalışıyoruz. Bizi pazara yönelik en çok zorlayan şey bu diyebiliriz. Çünkü cinsellik hala Türkiye’de bir tabu.”
BENİM İÇİN DEZAVANTAJI YOK
Akarsu, kadın olarak bu sektörde çalışmanın kendisini zorlamadığını ancak erkek bayilerin kendisine kondomların özelliklerini sormaya çekindiklerini ve bir erkek muhatap aradıklarını söylüyor. “İlk başladığım günlerde biraz zorlandım. Cinsel hayat hakkında konuşmak, cümle kurmak bile zordu. Sonuçta genel müdürüm erkek ve konuşurken penis, vajina kelimelerini kullanmak ayıp gibi geliyordu bana. 15 gün sonra el, kol gibi rahat bahsedilen kelimeler oldu tabii.
Bir de, adım ‘unisex’ bir isim olduğu için, özellikle bayiler bana Gökçe Bey diye mail atıyor. ‘Şu kondom hakkında bilgi almak istiyoruz’ diyorlar. Ben kadın olduğumu belirtince, sektörde bir kadın olmasına şaşırıyorlar. Bu işin benim açımdan bir dezavantajı yok, ama bayiler bir ürün hakkında bir şey sormak için aradıklarında, müdürümle görüşmek istiyorlar. Soru sormaya çekiniyorlar. Karşımdakinin bazen yüzünün kızardığını telefondan anlıyorum.”
EN GÜZEL HANGİSİ KOKUYOR?
Gökçe Akarsu, bu işe başladıktan sonra, çevresindeki herkesi kondomun faydaları konusunda bilgilendirmeyi misyon edinmiş kendine. “Arkadaşlarım yaptığım işi öğrenince önce şaşırıyor, sonra merak ediyorlar. ‘Ofisiniz nasıl, neler yapıyorsunuz, en çok hangi kondom tercih ediliyor, en güzel hangisi kokuyor’ gibi sorular soruyorlar. Arkadaşlarımla bunları konuşuyorum, başkalarıyla da paylaşmalarını istiyorum. Erkeklerde bu bilincin özellikle oluşması gerekiyor. Sonuçta daha aktif bir cinsel yaşamları var. Sağlıklı bir cinsel yaşam için çiftler kesinlikle korunmalı. Biz firma olarak cinsel hastalıklara karşı şu üç yöntemden birinin uygulanabileceğini söylüyoruz: Ya hiç seks yapmamalı, ya tek eşli olmalı, ya da prezervatif kullanmalı!”
ASIL EĞLENCE ŞİMDİ BAŞLIYOR!
Akarsu, şu an için Türkiye’de dokuz çeşit kondomlarının bulunduğunu, en çok merak edilen ve satılanın ise geciktiricili kondom (all night) olduğunu söylüyor.
“Türkiye’de en sık görülen sorunlardan biri, erken boşalma. Ve bunu kondom kullanarak geciktirebilmek mümkün. Ürünlerin hepsi zaten amaca yönelik ürünler. Türkiye’de ‘all night’ın çok satılması, diğer ülkelerde de satılacağı anlamına gelmiyor tabii. Biz bu konuda özel çalışmalar yapıyoruz. Tüketicinin ihtiyacını ve isteklerini araştırıp çeşit getiriyoruz. Kötü kokuyor diyene çilekli, daha çok zevk almak isteyene benekli olanı öneriyoruz. Türkiye böyle yeniliklere görüntüde kapalı, ama aslında çok açık. Bu yüzden, online satışlarımız oldukça iyi.”
Uzmanlar, partnerler tarafından kabul gören her türlü davranışın cinsellikte normal kabul edildiğini söylüyor. Ancak “Onun normaliyle sizin normaliniz çakışıyor mu?” İşte cevabı…
Aslında, bu hem çok karışık hem de bir o kadar kolay bir mesele. Özetle söylersek, aynı cinsel aktiviteyi paylaşan kişiler tarafından kabul edildiği sürece her türlü davranış normal kabul ediliyor…
Mit: Topuklu ayakkabı ilişkiye heyecan katar
Normal: Cinsel aktivite sırasında partnerinin uzun ince topuklu ayakkabı giymesini arzu eden erkek cinselliği oldukça tutkulu bir şekilde yaşayabilir. Bu durumdan şikâyetçi olmayan partner, bu aktiviteyi normal olarak tanımlayabiliyorken, 3. şahıslar tarafından anormal damgası yiyebilir.
Anormal: Bir cinsel aktivitenin anormal olarak tanımlanabilmesi için cinselliği paylaşan bireylerden birisinin yakınması gerekiyor. Örneğin, kadın zamanla ayakkabılar kadar çekici olmadığım düşünerek önce ‘normal’ olarak adlandırdığı aktiviteyi artık ‘anormal’ olarak değerlendirmeye başlayabilir.
Mit: Deri ceket giymek fetişistliği ifade eder
Normal: Eşlerden biri, cinsellik esnasında, eşinin çıplak vücuduna deri bir ceket giymesini istiyor. Ancak deri ceket giyerse erekte olabiliyor. “Bir dakika, bu adam sadece bununla uyarılıyorsa ‘fetişist’ demektir” şeklinde yorumlayabiliriz. Ancak bu onun gerçekten anormal olduğunu göstermez. Bu çift, bu durumu normal kabul ederek cinsel hayatlarım rahatlıkla sürdürebilir.
Anormal: Şöyle bir sahne düşünün: Erkek, kadın ile yataktayken gidip dolapta deri ceketi aramaya başlıyor. Bulamıyor ve ereksiyonu tamamen kaybediyor. Kadın o an anlıyor ki, erkeği uyaran kendisi değil, deri ceket.
Mit: Seks oyuncakları erkeklere zevk verir
Normal: Erkek, eşine hediye aldığını söyleyip elindeki paketi açmasını söylüyor. Kadın paketi açıyor ama o da ne? İçinden çıkanlar lateks iç çamaşırları, dizinin üstüne kadar çıkan, uzun ince topuklu lateks çizme, maske ve bir de kamçı… Kadın bu durumu normal kabul ediyor. Eşi de kendisi de bu durumdan gayet keyif alıyor.
Anormal: Ancak kadın bu kıyafetleri giymeden eşiyle seks yapmak istediğinde, isteği geri çevriliyor ya da eşi erekte olamıyor. Kadın, eşini heyecanlandıran şeyin, kendisi değil de bu oyuncaklar olduğunu anlayınca, durumu ‘anormal’ olarak değerlendirmeye başlıyor ve rahatsızlık duyuyor.
GERÇEK YATAK ODASI ÖYKÜLERİ
4 çift farklı yatak odası öyküsü
Ünlü bir seks terapisti, dört çiftin yatak odası sorunlarından yola çıkarak ilişkilerini analiz ediyor. Aynı zamanda bu ilginç vakalar üzerinden bize de ders alınacak tavsiyelerde bulunuyor.
‘İLİŞKİ MONOTONLAŞIYOR”
Çift: Seda ve Doğukan, 20′li yaşların sonlarındalar, birlikte yaşıyorlar. Seda ve Doğukan, beraberliklerinin başlarında neredeyse her yerde öpüşüp sevişiyorlardı. Ancak, ilişkilerinin onuncu ayında birlikte yaşamaya karar verdiklerinde enerjileri yön değiştirdi. Seda, her zaman yenilik peşinde koşup daha deneysel ve maceracı bir seks arayışındayken, Doğukan, yalnızca Seda’ya sarılıp uyumaktan ve haftada bir iki kez seks yapmaktan memnun oluyordu. Sonunda Seda kendisini huzursuz ve sıkılmış hissetti. Doğukan ise bu durum karşısında, seksi bir baskı unsuru olarak görmeye başladı.
TAVSİYE: Ortak bir noktada buluşun
Eğer bir çift seksüel uyumsuzluk yaşıyorsa, her ikisinin de kendilerini rahat hissedebilecekleri ortak bir nokta aranmalı. Çiftin yapması gereken, paylaşabilecekleri ve sonunda ikisinin de tatmin olduğu fantezileri bulmak. İkisinin de memnun kalacağı fantezileri birbirlerine açıkça söyleyip duruma ortak bir çözüm bulmaları gerekiyor. Böylece çift yatak odalarındaki heyecanı tekrar keşfedebilir.
ONUN İŞTE DE BİR KOCASI VAR
Çift: Simge ve Arda, 40İı yaşların başındalar, evliler. Gün geçtikçe, işte tanıştıkları erkeklerle yakın arkadaş olan kadınların sayısı çoğalıyor. Bu durum kadınlara keyif verirken, gerçek aşklarına harcamaları gereken enerjiden çalıyor. Bu vakada, Simge, iş yerindeki bir meslektaşıyla (Kerem) flörtöz bir arkadaşlık ilişkisi yaşar ve giderek Arda’dan uzaklaşır. Kerem ile özel telefon konuşmaları yapıp, ona gizli mesajlar gönderir. Kısa zamanda Simge, evliliğiyle ilgili sorunları kocası yerine onunla konuşur. Sonunda kocasıyla sevişirken Kerem’i düşündüğünü fark eder.
TAVSİYE: Arkadaşlığınızı şeffaflaştırın
Eşinize karşı açık olun ve arkadaşınıza karşı ne hissettiğinizi ve onunla nelerden konuştuğunuzu anlatın. Bu asla karşı cinsten bir arkadaşınız olmamalı anlamına gelmiyor. Eşinizden bir şey saklamamalısınız; aksi takdirde sorun yaşayabilirsiniz. Arda, bu durumdan şüphelenip işin özünü araştırınca büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Sonuç olarak: Simge, Kerem’den özel görüşmeler için onu aramamasını rica etti. Artık evliliğine düşkün ve eşine âşık bir kadın.
Uzmanlar, partnerler tarafından kabul gören her türlü davranışın cinsellikte normal kabul edildiğini söylüyor. Ancak “Onun normaliyle sizin normaliniz çakışıyor mu?” İşte cevabı…
İKİSİ DE ROL YAPIYOR
Çift: Zerrin ve Melih, 30′lu yaşların ortalarındalar, ciddi bir ilişkileri var. Çılgın seks yaşamlarıyla övünen bir çift. Porno seyrediyorlar, teatral çığlıklar, inlemeler eşliğinde sahneleri tekrarlıyorlar. Zerrin’in, Ashley Simpson’un bıçak altına yatmasından daha fazla orgazm taklidi yaptığım itiraf etmesi uzun zaman aldı. Aslında bu çift taraflı bir aldatmaydı. Aynısını Melih de yapıyordu. İkisi de seksin keyfini çıkarmak yerine performans gösterisine odaklanıyordu.
TAVSİYE: Seks detoksu yapın
Zerrin ve Melih’in her şeye en baştan başlaması gerekiyordu. Bu yüzden gittikleri uzman onlara 30 günlük bir seks detoksu önerdi. Bu ne demek? Fiziksel olarak yakınlaşacaklar ancak orgazmı düşünmeleri yasak! Ayrıca onlara pornodan uzak durmaları tavsiye edildi. Çünkü porno, onların dikkatini başka yöne kaydırıyor ve birbirleriyle ilgilenmelerini engelliyordu. Nihayet çift, başta şüpheci olsalar da, hislerini ortaya koyarak çok farklı seks deneyimleri yaşamaya başladı. Bonus olarak da gerçek orgazmlar yaşadılar. Zerrin’in üst noktaya ulaşması için acele etmemesi, uzun bir ön sevişme yaşaması gerekiyordu. Melih, orgazmı doğal olarak yaşamayı ve Zerrin’inki için telaşlanmak zorunda olmadığım öğrendi.
İPUCU: Eğer rol yapıyorsanız, en iyisi bunu partnerinize itiraf edin. Durum için bütün suçu partnerinize atmayın ve sorumluluk hissetmeyin.
ÇOCUKTAN SONRA ENERJİ BİTMİŞ”
Çift: Suat ve Yelda, 30′larının başlarındalar, evliler. Düşük enerji, en sık duyduğum şikâyetlerden. Suat ve Yelda’nın, birlikteliklerinin ilk dönemlerinde çok iyi bir seks yaşamları vardı. Ancak aradan dört yıl geçtikten ve bir çocuk sahibi olduktan sonra, ikisi de yorgun ve stresli oldu. Yelda’nın, tanışmalarına ve âşık olmalarına vesile olan reklam ajansında çalışmayı bıraktıktan soma, neredeyse ortak hiç noktaları kalmadı. Seks yapacakları zamanları planladılar; ancak bu üzerlerinde bir baskı oluşturdu; işin bütün çekiciliğini ve cazibesini ortadan kaldırdı.
TAVSİYE: Kaçamaklar yapın
Psikolojik canlanma beyinde başlar; güçlü nörokimyasal hareketlenmelerle içiniz kıpır kıpır olur. Böylece partneriniz kapıdan içeri girdiğinde ateşlenirsiniz. Problem yatak odasında olsa da, çözümü şaşırtıcı şekilde dışarıdadır. Seks hormonlarınızı yeniden hareketlendirmek için partnerinizle birlikte dışarı çıkmalı ve yeni deneyimler yaşamalısınız. Suat ve Yelda her hafta öğleden sonra kaçamakları yapmaya başladılar. Küçük kızlarım anaokulundan almadan önce, yeni bir restorana yemeğe gittiler, risk alıp seks shop’lardan alışveriş yaptılar… Şimdi, ‘öğleden sonra kaçamakları’nın ilişkilerine iyi geldiğini ve bir sonrakinin beklentisiyle şarj olduklarını söylüyorlar.
Günümüz dünyasında her 3 kadın ve erkekten muhakkak 1′i en az bir cinsel sorunla karşılaşıyor.
1995 senesinde cinsel sorunlar yaşayan erkeklerin sayısı “152″ milyondu. 2025 senesinde bu oranın 333 milyon olması kaygısı beklenilmektedir.
Kadınlar uzmanlardan en çok, “cinsel isteksizlik,ilişkide ağrı ve orgazm” bilgisi almaktadır.
En çok sordukları ise, Partnerleri için, erken boşalma,sertleşme ve isteksizlik soruları…
İşte cinselliği en çok etkileyen Nedenler.
*Psikolojik Faktörler
Davranışlar
Duygular
Geçmiş Deneyimler
*Ahlaki Faktörler
İnançlar, Din…
Biyolojik Faktörler
Cinsel Uyarı
Yaş…
*Sosyal Faktörler
Kültürel
İlişkiler
Medya
Aile
Eğitim
*Biyolojik Faktörler
Cinsel Uyarı
Yaş…
Tabii ki yaşam tarzıda cinselliği çok etkilemektedir.
En kaliteli cinsellik önerileri.
*Çıkan sağlık sorunlarınızı geciktirmeyin.
*Belinizin çevresini ölçün.
*Mutlaka ilaçlarınızı kontrol edin.
*Sigara kullanmayın,Alkolü sınır alın.
*Dengeli ve sağlıklı beslenin, devamlı egzersiz yapın.
*Cinsel yolla bulaşan hastalıklara dikkat edin.
*Stres’i yatak odanıza sokmayın.
*Şüphelendiğiniz herşey için doktora başvurun.
*İlk başarısızlıklarda panik yapmayın.
*Cinsel sorunlarınız sizin kaderiniz değildir.
*Sexi akışına bırakmalısınız.
*Sorun karşısında ondan kaçmayın,konuşun ve anlatın.
*Dış görünüşe sadece gerekli şekilde önem verin.
Erkeklerin kadınlardan neleri sakladığını hiç merak ettiniz mi? İşte erkeklerin kadınlardan sakladığı beş şey.
* Haftasonları gazete okurken, magazin köşelerinde ki güzellere bakarken, anlık sayfa değiştirmeleri.
*Sizinle dışarı da gezerken “aa” şurası da bayağı güzel yermiş derken, Etrafı sizden habersiz süzmesi.
*Arkadaşlarıyla buluşacağında şirketin halısaha maçı, veya akşam mesaii var çok yoğun demesi.
*Sizin tahammül edemeyeceğin şeyleri, araba da bırak eve getirmemeleri, Sabah cüzdanına tekrar koyması;=
*Tv izlerken kumanda onların elindeyse erotik yayın yapan kanalların açılması.
*Çapkınlık yaparken, asla evli olduklarını söylememeleri…
Buket
Ve daha çok üretebileceğimiz şeyler;)
Sitemiz Kadın Sağlık , Kadın Diyet , Kadın Bakımı , Kadın Moda | KadinTr.Org yeni eklenen haberleri mail yoluyla almak icin lutfen asagidaki kutucuga mail adresinizi girip "Uye Ol" butonuna basiniz!
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Oca | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 |
| 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 |
| 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 |
| 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 |
| 29 | 30 | 31 | ||||