Güzellik

kil dönmesine karşı cözümler öneriler

kil dönmesine karşı cözümler öneriler

Tarih: 01 Oca 2010 Saat: 9:06pm

Dermoid kist, bilinen adıyla kıl dönmesi derinin dermis tabakasında oluşan kılın çeşitli nedenlerle cilt üzerine çıkamayarak cilt altında uzaması sonucu oluşan cilt problemlerinden biridir. Vücudun her bölgesinde problem olarak karşımıza çıkabilir.

Cilt üzerinde uygulanan hatalı depilasyon (ağda, jilet, tüy dökücüler) işlemi, tıraş ve benzeri işlemlerde kılın kökü ile değil kırılarak alınması, hatalı kıyafet seçimi ile gözeneklerin tamamen kapanması veya cilt yapısı (çok kuru ciltler) kıl dönmesi probleminin nedenlerinden bazılarıdır.

Ciltte oluşan batık (kıl dönmesi) problemlerine karşı tavsiye edilen çözüm önerilerinden bazıları şunlardır:

Vücut Peelingi veya Kese uygulaması: Vücudunuza duş sırasında hafif hareketlerle yapacağınız kese cildin ölü tabakasını temizleyerek batık olan kılın dışarıya çıkmasını destekler. Ancak keseyi çok bastırmadan hafif hareketlerle yapmak önemlidir, aksi takdirde cildin üst yüzeyi zedelenebilir. Bu nedenle peeling uygulaması tavsiye daha fazla tavsiye edilir.

Peelingi duş sırasında cilt yüzeyine masaj yapılarak uygulanır, içindeki küçük granüllerle ölü tabakayı ciltten arındırır ve batıkların dışarıya çıkmasını destekler. Aynı zamanda kan dolaşımını hızlandırarak toksin atımını da desteklemiş olursunuz.

Peeling ve kese sonrası olumlu sonuçlar kılın deri altına batıklık derecesine göre farklılık gösterir. Kılın ucunun yüzeye çıkması zaman alabilir. Bu işlemlerin hafta da bir yapılması uygundur.

Uzmanlar tarafından önerilen özel bakım ürünleri: Uzmanlar tarafından tavsiye edilen özel batık ürünleri de kullanılabilir. Bu ürünler içindeki etken maddeler ile kılın dışarıya çıkmasını destekler, derinin altına kadar nüfus eder ve etkisini çok kısa sürede gösterir. Sabah ve akşam bölgeye düzenli uygulayarak etkisini çok kısa sürede görebilirsiniz. Bu tarz ürünler vücudun her bölgesinde genital bölge hariç rahatlılıkla kullanılabilir.

Karın Yağlarını Eritmek İçin Egzersizler

Tarih: 12 Eyl 2009 Saat: 3:07pm

Karın yağlarını eritmek en zor diyet ve egzersizleri gerektiren bir işlemler gerektirir. Bu yüzden mutlaka hergün düzenli olarak spor yapmayı ihmal etmemelisiniz. Bu durumda iyi bir spor hocasından yardım almakda gerekli tabi, eğerki böyle bir şansınız yoksa doğru hareket şekillerini öğrenerek bellirli zaman aralıklarında uygulayarak karın yağlarını eritmede başarılı olabilirsiniz.

Karın yağlarını eritmek için doğal takviye ;

- 1 Çorba kaşığı limon suyu
- 1 Çorba kaşığı susam yağı
- 1 Çorba kaşığı biberiye yağı
- 1 Çorba kaşığı okaliptüs yağı

Bu 4 ürünü bir kabın içerisine koyup karıştırın daha sonra karın kısmınıza yuvarlak bir şekilde hareket ettirerek masaj yapın.

En orjinal yeni ideal güzellik yöntemi: Profiloplasty

En orjinal yeni ideal güzellik yöntemi: Profiloplasty

Tarih: 12 Eyl 2009 Saat: 2:47pm

Gözlerin, burnun, kaşların, dudakların birbirine mesafesindeki uyumla belirlenen altın oran ideal güzelliğin tarifi aslında.

Altın oran denince akla gelen en popüler isim de hiç kuşkusuz Leonardo da Vinci. Başta Mona Lisa olmak üzere Leonardo’nun yapıtlarında altın oran oldukça başarılı bir biçimde kullanılmıştı. Bugünse kendi altın oranımıza “Profiloplasty” uygulamasıyla kavuşmak mümkün.

Profiloplasty özetle, yüzdeki herhangi bir uygulamanın diğer tüm uzuvlarla da uyumlu hale getirilmesi sürecini tanınılıyor ve teoride matematiksel bir sistem iken, pratiğe döküldüğü zaman bir sanat halini alıyor. Kim daha güzel, orantılı bir yüze sahip olmak istemez? Plastik cerrahi ve diğer medikal estetik uygulamalar bu istek etrafında, kusurları gidermek ve güzellikleri öne çıkarmak için çalışıyor. Özellikle yüzümüzde genel beğeniye ve kendi estetik anlayışımıza uygun bir görünüme sahip olmak isteriz. Daha küçük bir burun, dolgun yanaklar, gergin alın gibi… Güzellik anlayışı kültürden kültüre değişse dahi, genel olarak uzlaşılan ve bilimsel olarak da açıklanabilen bir ölçü vardır. Leonardo da Vinci ile popüler olmuş bir kavram olan ‘altın oran’ kabaca, büyüğün küçüğe oranı olarak ifade edilir. Aslında burnumuzu büyük, çenemizi dar, yanaklarımızı çökük bulup, plastik cerrahiden destek almak isterken, bilerek ya da bilmeyerek bu orana yaklaşmaya çalışmaktayız.

Plastik cerrahi artık bunu daha bilimsel yapıyor ve profiloplasty ile tek bir bölgeyi düzeltmek yerine, onun diğer bölgelerle, örneğin bir burun ameliyatı söz konusuysa, burnun çeneyle, dudaklarla, yanaklarla, alın ve kaşlarla orantısını da gözetip tamamını birbiriyle uyumlu hale getirecek ve ideal orana yaklaştıracak çözümler sunuyor. Yöntemin uygulayıcısı Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Naci Çelik, profiloplasty’nin ne olduğunu, nasıl işlediğini ve beklenen sonuçları hakkında bizi aydınlatıyor…

Profiloplasty nedir?

Profiloplasty, kişinin yandan görünümünü düzeltmeyi amaçlayan işlemlerin tümü olarak tanımlanabilir. Tabii ki yandan görünümde asıl belirleyici faktör burun ve dolayısıyla burnu düzeltici işlem olan rhinoplasty’dir. Maalesef pek çok doktor yüz görünümündeki şikâyet nedeniyle başvuran hastalarda işlemin basitliği ve hastaya maliyetinin fazla olmaması nedeniyle hastalara sadece rhinoplasty işlemini önermişlerdir. Bu da burun ameliyatı olduğu halde hala kendisinin daha güzel ya da daha yakışıklı olduğunu hissetmeyen hastaların sayısının artmasına ve yüze uygun olmayan yapay görünümlü burunların çoğalmasına neden olmuştur. Profiloplasty, hastanın sadece yüzünün yan ve oblik (yan ile karşı arası duruş) görünümünü değerlendirmekle kalmaz, bu görünüm üzerindeki etkisi olan ünitelerin kendi aralarındaki oranları da dikkate alır.

Profiloplasty’nin tek tek plastik cerrahi işlemlerinden farkı nedir?

Profiloplasty, yüzü bir bütün olarak değerlendirir; alın-burun açısı, burun-dudak açısı, burun-çene açısı, çene-çene altı oran, çene-boyun açısı, kulak-burun büyüklüğü oranı gibi oranları da dikkate alarak bir uygulama programı önerir. Örneğin, burun ameliyatı olmak için başvuran iri burunlu bir hastada aynı zamanda iri bir çene varsa, hastanın sadece burnuna yapılacak bir işlem iki şekilde sonuçlanır: Hastanın burnu çeneyle orantılı olacak şekilde iri bırakılır ve sonuçta burun şekil olarak güzel olsa bile hastanın burnu ve çenesi eski iriliğinde kalacağı için yüz hatları kaba olur. Bu tür bir işlem sonrası hasta ve çevresi operasyonun hiçbir işe yaramadığını düşünürler, çünkü iri burun hala iri burundur.
Hastanın burnu küçültülür ama çenenin iriliğine göre ayarlanmaz ve sonuçta yüzle uyumlu olmayan, çok güzel görünümlü bir burun yapılsa bile, son derece yapay görünen ve hastayı kesinlikle mutlu etmeyen orantısız bir burun ortaya çıkar. Böyle bir hastada yapılması gereken işlem aynı operasyonda belki de çene ucundaki kemiğin hafifçe törpülenmesi ve yapılacak burnun yeni çeneye göre ayarlanması olmalıdır ki hasta sonuç olarak yüzüne uyumlu ve hoş bir burna kavuşsun.

Profiloplasty ile neler yapılabilir ve hangi bölgelere uygulanabilir?

Örneğin, alın çok düzse yağ enjeksiyonları ile alın konveks bir şekle getirilebilir. Saç çizgisi çok aşağıda yerleşmiş hem erkek hem de kadınlarda epilasyon ile saçların alınması sağlanarak dar alın daha geniş bir hale getirilebilir ya da saçlar dökülerek saç çizgisinin gerilediği durumlarda saç ekimi yapılabilir. Tüm bu işlemler kişinin yan görünümü üzerinde belirleyici olurlar.

Kaşlar: Düşük kaşlara kaş asma yapılarak kaş ucunun lateral kantusa olan mesafesi artırılarak gözler açığa çıkartılabilir.

Burun: Rhinoplasty işlemi ile burun küçültülebilir, büyültülebilir, ucu kaldırılıp indirilebilir veya burun uzatılıp kısaltilabilir.

Yanaklar: Yaşlı yüzde sarkmış olan yanaklar asılarak kaldırılabilir ya da şişman görünümlü yanaklar daha zayıf görünümlü hale getirilebilir. Elmacık kemikleri belirginleştirilebilir. Yanaklara dolgu yapılarak yüze daha dinlenmiş bir ifade verilebilir.

Dudaklar: Anatomik olarak üst dudak hafifçe alt dudağın (1-2 mm) önündedir ve alt dudak üst dudağa göre daha kalındır. Bazen rhinoplasty adayı bayanlarda işlemin en önemli noktalarından birisi dudağın dolgu maddeleri veya hastanın kendi yağları ile kalınlaştırılmasıdır.

Çene: Profiloplasty’de burundan sonra en etkili faktör çenenin değerlendirilmesidir. Çene ucu problemleri çok çeşitlidir: Ülkemizde en sık görülen deformite, mentumun geride olması ve çene yüksekliğinin kısa olmasıdır. Bu kadınlarda yuvarlak bir yüze neden olurken, erkeklerde de zayıf yüz hatlarına neden olur. Dolayısıyla profiloplasty’de en sık uygulanan çene düzeltici yöntem “augmantasyon mentoplasty”, yani çene ucu büyütme ameliyatıdır.

Gıdı bölgesi: Submental bölgedeki yağ fazlalığı hastanın çenesinin olduğundan daha kısa görünmesine yol açar. Bu bölgeye yapılacak basit bir liposuction ya da submental yağ eksizyonu, çene kon turunu düzgünleştirir. Boyun bölgesindeki kırışık deri boyun germe operasyonu ile düzeltilebilir. Bu işlem daha çok, orta yaş ve üzeri hastalarda uygulanmalıdır.

Kulaklar: Kulaklar genel olarak karşıdan veya arkadan bakıldığı zaman deformiteleri daha çok görülen organlar olmakla birlikte, profilden de normal anatomide tüm kulak kepçesinin kıvrımları tam olarak görülmelidir. Kepçe kulak deformitesi olan hastalarda bunun düzeltilmesi yandan görünüme büyük katkıda bulunur.

Uygulama süreci nasıl işliyor?

Başvuran hastaların bir kısmı problemin sadece bir yönünü görebilir, örneğin istediği ölçüde bir burunun dar bir çenede uygun olmayacağını hesap edemeyebilir. Burada rol plastik cerraha düşer. Hastanın ön, yan ve oblik resimleri çekildikten sonra bunlar üzerinde çalışmalar yapılır. Bilgisayar yardımıyla yukarda bahsettiğimiz ünitelerin birbirleriyle ilişkisi ortaya konur ve açılar ile oranlar ölçülür. Ardından uygun görülen düzeltmeler yapılarak hastaya muhtemel sonuçlar sunulur.Profiloplasty matematik ve bilgisayar programlarıyla kişiye en uygun yüzün kazandırılması mıdır?

Profiloplasty, teoride matematiksel bir işlem iken pratiğe döküldüğü zaman bir sanattır. Basit bir dolgu işlemi bir medikal estetisyen tarafından yapılabilir. Bir burun ameliyatını kulak-burun- boğaz doktoru yapabilir. Yanaklara dışardan verilecek dolgu malzemeleriyle bir dermatolog tarafından şekil verilebilir. Hatta bir oftalmolog göz kapaklarınız ve kaşlarınıza estetik operasyon yapabilir. Ancak sadece bir plastik cerrah bunların hepsini ve daha fazlasını bir arada değerlendirerek sizin için en uygun operasyon veya operasyonlar dizisini önerip uygulayabilir.

Profiloplasty uygulanmış hasta, tek bir işlem görmüş hastaya oranla ne kazanır?

Profiloplasty ile genel bir uyumlulaştırma süreci, hastaya her şeyden önce özgüven, harcadığı zaman ve paranın tam karşılığını aldığı tatminini kazandırır. Burun ameliyatı olduktan sonra, güzel bir buruna ama yine de güzel olmayan bir yüze, ya da defalarca burun ameliyatı olup memnun kalmayanlara mutlaka rastlanmıştır. Profiloplasty, yüzün herhangi bir uzvundaki radikal değişikliğin diğer uzuvlarla mutlaka uyumlulaştırılması ve efsanevi ‘altın oran’a yaklaştırılması prensibiyle çalışır. Profiloplasty, uzun vadede daha ekonomik ve tatmini yüksek sonuçlar vaat eder. Hastane, anestezi, muayene gibi farklı zamanlarda yapılsa yüksek bütçeli olacak işlemler, bir arada yapıldığı için daha ekonomik olmakta, iyileşme sürecine de bir seferde girilmekte ve sonuçlar daha yüz güldürücü olmaktadır.

Altın oran nedir?

Altın oran, doğadaki varlıkların yapılarında bulunan özel bir orandır. Altın oran kabaca, büyüğün küçüğe oranıdır. Bu oran özellikle sanat ve mimaride yüzyıllarca uygulanmıştır. Doğada en belirgin olarak altın oran insan vücudunda, kabuklu deniz hayvanlarında ve ağaç dallarında görülmektedir. Başka bir deyişle altın oran, dikdörtgenin en estetik görünecek uzunlukta uzun kenarının kısa kenarına oranıdır. Sanatçılar, bilim adamlan ve tasarımcılar, araştırmalarını ya da çalışmalannı yaparken ya da ürünlerini ortaya koyarlarken orantıları altın oran uyumuna göre belirlenmiş insan bedenini ölçü olarak alırlar.

Leonardo da Vinci ve Corbusier tasarımlarını yaparken altın oran sayısına göre belirlenmiş insan vücudunu ölçü almışlardır. Günümüz mimarlarının en önemli başvuru kitaplarından biri olan Neufert’te de altın orana göre belirlenmiş insan vücudu temel alınmaktadır. İnsan vücudunda altın oran için verilebilecek ilk örnek, göbek ile ayak arasındaki uzaklık bir birim olarak kabul edildiğinde, insan boyunun 1,618′e karşılık gelmesidir.

Bunun dışında vücudumuzda yer alan diğer bazı altın oranlar şöyledir: Parmak ucu-dirsek arası/el bileği-dirsek arası; omuz hizasından başucuna olan mesafe/kafa boyu; göbek-başucu arası mesafe/omuz hizasından başucuna alan mesafe; göbek-diz arası/diz-ayak ucu arası. İnsan yüzünde de birçok altın oran vardır ki özellikle bu konu, yüz estetiğini daha çok yakından ilgilendiriyor. Ancak bu oranlandırma, bilim adamları ve sanatkarların beraberce kabul ettikleri “ideal bir insan yüzü” için geçerlidir. Yani her insanda bu oran tam doğru olmayabilir. Örneğin üst çenedeki ön iki dişin enlerinin toplamının, boylarına oranı altın oranı verir. İlk dişin genişliğinin merkezden ikinci dişe oranı da altın orana dayanır. Bunlar bir dişçinin dikkate alabileceği en ideal oranlardır. Bunların dışında insan yüzünde yer alan diğer bazı altın oranlar şöyledir: Yüzün boyu/yüzün genişliği; dudak-kaşların birleşim yeri arası/burun boyu, yüzün boyu/çene ucu-kaşların birleşim yeri arası; ağız boyu/burun genişliği; burun genişliği/burun delikleri arası; göz bebekleri arası/kaşlar arası. Bu oranlar daha da artırılabilir.

Profiloplasty matematik ve bilgisayar programlarıyla kişiye en uygun yüzün kazandırılması mıdır?

Profiloplasty, teoride matematiksel bir işlem iken pratiğe döküldüğü zaman bir sanattır. Basit bir dolgu işlemi bir medikal estetisyen tarafından yapılabilir. Bir burun ameliyatını kulak-burun- boğaz doktoru yapabilir. Yanaklara dışardan verilecek dolgu malzemeleriyle bir dermatolog tarafından şekil verilebilir. Hatta bir oftalmolog göz kapaklarınız ve kaşlarınıza estetik operasyon yapabilir. Ancak sadece bir plastik cerrah bunların hepsini ve daha fazlasını bir arada değerlendirerek sizin için en uygun operasyon veya operasyonlar dizisini önerip uygulayabilir.

Profiloplasty uygulanmış hasta, tek bir işlem görmüş hastaya oranla ne kazanır?

Profiloplasty ile genel bir uyumlulaştırma süreci, hastaya her şeyden önce özgüven, harcadığı zaman ve paranın tam karşılığını aldığı tatminini kazandırır. Burun ameliyatı olduktan sonra, güzel bir buruna ama yine de güzel olmayan bir yüze, ya da defalarca burun ameliyatı olup memnun kalmayanlara mutlaka rastlanmıştır. Profiloplasty, yüzün herhangi bir uzvundaki radikal değişikliğin diğer uzuvlarla mutlaka uyumlulaştırılması ve efsanevi ‘altın oran’a yaklaştırılması prensibiyle çalışır. Profiloplasty, uzun vadede daha ekonomik ve tatmini yüksek sonuçlar vaat eder. Hastane, anestezi, muayene gibi farklı zamanlarda yapılsa yüksek bütçeli olacak işlemler, bir arada yapıldığı için daha ekonomik olmakta, iyileşme sürecine de bir seferde girilmekte ve sonuçlar daha yüz güldürücü olmaktadır.

Altın oran nedir?

Altın oran, doğadaki varlıkların yapılarında bulunan özel bir orandır. Altın oran kabaca, büyüğün küçüğe oranıdır. Bu oran özellikle sanat ve mimaride yüzyıllarca uygulanmıştır. Doğada en belirgin olarak altın oran insan vücudunda, kabuklu deniz hayvanlarında ve ağaç dallarında görülmektedir. Başka bir deyişle altın oran, dikdörtgenin en estetik görünecek uzunlukta uzun kenarının kısa kenarına oranıdır. Sanatçılar, bilim adamlan ve tasarımcılar, araştırmalarını ya da çalışmalannı yaparken ya da ürünlerini ortaya koyarlarken orantıları altın oran uyumuna göre belirlenmiş insan bedenini ölçü olarak alırlar.

Leonardo da Vinci ve Corbusier tasarımlarını yaparken altın oran sayısına göre belirlenmiş insan vücudunu ölçü almışlardır. Günümüz mimarlarının en önemli başvuru kitaplarından biri olan Neufert’te de altın orana göre belirlenmiş insan vücudu temel alınmaktadır. İnsan vücudunda altın oran için verilebilecek ilk örnek, göbek ile ayak arasındaki uzaklık bir birim olarak kabul edildiğinde, insan boyunun 1,618′e karşılık gelmesidir.

Bunun dışında vücudumuzda yer alan diğer bazı altın oranlar şöyledir: Parmak ucu-dirsek arası/el bileği-dirsek arası; omuz hizasından başucuna olan mesafe/kafa boyu; göbek-başucu arası mesafe/omuz hizasından başucuna alan mesafe; göbek-diz arası/diz-ayak ucu arası. İnsan yüzünde de birçok altın oran vardır ki özellikle bu konu, yüz estetiğini daha çok yakından ilgilendiriyor. Ancak bu oranlandırma, bilim adamları ve sanatkarların beraberce kabul ettikleri “ideal bir insan yüzü” için geçerlidir. Yani her insanda bu oran tam doğru olmayabilir. Örneğin üst çenedeki ön iki dişin enlerinin toplamının, boylarına oranı altın oranı verir. İlk dişin genişliğinin merkezden ikinci dişe oranı da altın orana dayanır. Bunlar bir dişçinin dikkate alabileceği en ideal oranlardır. Bunların dışında insan yüzünde yer alan diğer bazı altın oranlar şöyledir: Yüzün boyu/yüzün genişliği; dudak-kaşların birleşim yeri arası/burun boyu, yüzün boyu/çene ucu-kaşların birleşim yeri arası; ağız boyu/burun genişliği; burun genişliği/burun delikleri arası; göz bebekleri arası/kaşlar arası. Bu oranlar daha da artırılabilir.

Aşk mı yoksa takıntı mı?

Aşk mı yoksa takıntı mı?

Tarih: 09 Ağu 2009 Saat: 7:40pm

Dikkat! Olmayacak bir aşk ya da biten ilişkinin ardından terk edilme gerçeği ile yüzleşememek… Takıntılı aşkların tehlikeli girdabına yakalananlar, kendilerini sonu gelmeyen bir çıkmazın içerisinde buluveriyorlar.

Eski sevgilisini bir türlü unutamayan ve takıntılı düşünceleri nedeniyle sonunda intihara kalkışan M.Z., iki yıl boyunca gördüğü psikolojik tedavinin ardından geçmişte yaşadıklarını anlatırken içinden bir türlü çıkarıp atamadığı huzursuzluğu artık hissetmediğini söylüyor.

“Onu aklımdan bir türlü çıkaramıyordum. Kafamın içinde şeytanlar cirit atıyor; artık hiçbir zaman bana geri dönmeyeceğini fısıldıyorlardı. Onun bende bıraktığı izlerin ve beni çıldırtmasından korktuğum bu düşüncelerin tehlikeli olduğunun, tıpkı kangrenleşmiş bir organın vücudu zehirlediği gibi beynimi ve ruhumu sinsice çürüttüğünün farkındaydım. Biliyorum; bu halimle etrafımdakiler için de bir üzüntü kaynağı olmuş, hatta hissettiklerimi anlattığımda bana yönelen bakışların tuhaflaştığını acıma ve korku dolu bir hal aldığını fark etmiştim ama ayrılığımızın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen vazgeçemiyordum bir türlü onu düşünmekten. Hele ki kokusu aklımdan çıkmıyordu bir an bile. Takıntılı düşüncelere sahip olduğumu fark etsem de diğer bir yandan onu tekrar geri kazanacağıma emindim ve bunun için çabalamak zorunda olduğumu hissediyordum. Ondan başkası ile olmayı aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Âşık olduğum adama ihanet edemezdim ne de olsa… Hayatıma başka bir erkeği dahil etmek bir kenara dursun; gündelik yaşamımı bile doğru dürüst yürütemez hale gelmiştim. Geceleri tek başıma oturup, saatlerce onu düşünüyor; birlikte geçirdiğimiz günleri hayal gücümde tekrar yaşatıyordum. Uykusuz geçen gecelerin ardından işe gitmekte zorlandığım için işten de çıkarılmıştım. Hiçbir uğraşım kalmamıştı; aslında bu durumdan çok da şikâyetçi değildim. Artık bütün vaktimi ona ayıracağım için içten içe mutluluk duyuyordum.

Yakalandığımda hissedeceğim utancın korkusunu da bir kenara bırakmıştım artık; onu her gün adım adım izliyor, kimlerle neler yaptığını öğrenmeden duramıyordum. Görüştüğü kadınları da zaman zaman takıp ediyor; onları kendimle kıyaslayarak kıskançlıkla karışık öfke duyuyordum ve sürekli acı çekiyordum. Tekrar onunla birlikte olmak için sahip olduğum her şeyi vermeye hazırdım. Kendimi değiştirebilir; olmamı istediği kadın olmak için bir saniye bile tereddüt etmezdim. Eskisi gibi hakaret etse, yapmadığını bırakmasa bile yeniden bana dönmesi için ne gerekiyorsa göze alırdım. Ne de olsa artık kaybedecek hiçbir şeyim kalmamıştı.”

Boyum kısa? Peki nasıl boyumu uzun gösteririm?

Boyum kısa? Peki nasıl boyumu uzun gösteririm?

Tarih: 08 Ağu 2009 Saat: 10:57pm


Boyunuzu nasıl uzun gösterebilirsiniz?

Tam olarak boyunuz sizin istediğiniz ölçüde değilse, En doğru kıyafet ve takılarla boyunuzu istediğiniz gibi gösterebilirsiniz.
İşte siletinizi daha çok uzun göstemenin bi kaç özel şıkları;)

Pantolon seçimi:

Son senelerde skinny jeanslerle birlikte kullanacağınız babetler ve kadını özel gösteren yüksek topuklu ayakkabılarla bol paçalı pantolonlar kullanın.

Elbise seçimi ve tabii ki etek!:

Eteğin diz altında bitmesi ve elbiselerle birlikte topuklu ayakkabılar.
Kıyafette mutlaka aynı renk ayakkabı ve çorap
Maxi elbiselerde kullanacağınız babetler
Straples, dizin hemen alt tarafında biten güzel elbiseler.

Giysinizi Seçin:

2 parça elbise giyiyorsanız 1 parçanın diğerinden daha uzun yada kısa olmasına kesinlikle dikkat edin.
Tuniklerin altına mini şortlar giyebilirsiniz.
Boyunuzu uzun gösterecek çizgili kıyafetler giyin
V yakalı kazaklar, mini desenli kıyafetler ve pileli etek sizi bu durumdan men edebilir!

Aksesuar Takı seçimi:

Takılarda ve aksesuarlarda, çanta v.b büyük boy kullanmamaya özen gösteriniz.
Small modelleri tercih edin.
Taşlı küpe kullanın boyunuzu olduğundan çok uzun gösterecektir.

Tabii ki renk seçimi:

Kısa gözükmenizi sağlayacak renkler her zaman aklınızda bulunsun kontrast renklerdir.

Bej rengi bi etek giydiğinizde, Kahverengi bi gömlek tercih edin, veya tam tersi.
Renkler size kalmış, krem,sütlü kahve, buz mavisi v.b

Ayaklarını önemseyen kadınlar için

Ayaklarını önemseyen kadınlar için

Tarih: 08 Ağu 2009 Saat: 10:57pm


Ayaklarınızı mutlaka önemseyiniz. Parmak arasında ki kaşıntılar, nasırlar ve ayak terlemesi gibi problemler duruşunuzdan, yürüyüşünüze kadar tüm fiziksel görüntünüzü etkiler.
Kesin olarak haftada yirmi dakika ayaklarınıza ayırın, ve gereken özeni gösterin.

Evet şimdi ayak bakımı için pratik bilgileri sizlere sunuyoruz.

Birinci olarak parmak arası kaşıntılar.

Ayaklarınızı yıkadığınızda kurulamamak,sıcak ve rutubetli yerlerde bulunmanızdan dolayı kaşıntılar meydana gelir.
Çözüm olarak ayaklarınızı yıkadıktan hemen sonra iyice kurulamanız gerekmektedir.
Bunun yanı sıra düzenli beslenmeye önem veriniz.
Önemlere karşı kaşıntı halen devam ediyorsa kesinlikle doktora görününüz.

Yorgunluğun ayağa yansıması.

Saatlerce ayakta durdunuz? Ayaklarınızı dinlendirmek istiyorsunuz. Bi kovanın içine ılık su doldurunuz ve bi yemek kaşığı kadar karbonat atın.
Karbonatlı suda ayaklarınızı tam on dakika tutunuz.
Bunun sonrasında ayaklarınızı tamamen kurulayınız. Sabah uyandığınızda ayaklarınız da ki yorgunluk yok olacaktır.

Ayaklarınızın Terlemesi:

Terleyen ayaklarınızı sizi rahatsız ediyorsa, pamuğu alın ve saf alkole batırın terleyen yerlere sürün. Ve daha sonra pudra sürün masajla beraber yayınız.

Ah şu nasırlar:

Ayak kemiklerimize uygun olmayan ayakkabı çeşitleri nasırlara neden olurlar. Ayağınızda nasır bulunuyor veya oluşmaya başlamışsa hemen kontrol için tedavi yollarına başvurun.
Büyümüş nasırların tedavisi oldukça zordur. Nasırlar için eczanelerde satılan ilaçlar vardır.
İlaçların ayak derisi içine etki sağlamasıyla nasırların yok olmasına neden olur. Ponza taşı ile nasırı ovalamak, yumuşamasına ve tedavilerden sonra tekrar oluşmamasına yardımcı olur.

Ayak Masajı Bakımı:

Bi kovaya ılık suyu dolurdunuz, Ayaklar kovanın içindeyken bi sabunla sabunlayın.
Nazik hareketlerle ayak parmaklarınızı ovunuz.
Yuvarlak hareketlerle masaj yapacağınız yerleri iyi bilmenizi gerekir, bunlar topuk ve bilek bölgeleridir.
Ayaklarınızı tekrar durulayıp, nem kalmayacak şekilde kurulayın.
Masaja nemlendirici kremle devam edin…

Solaryum’a girmeden önce, Bilmeniz gerekenler

Solaryum’a girmeden önce, Bilmeniz gerekenler

Tarih: 08 Ağu 2009 Saat: 10:56pm


Bir kadının en çok sevdiği şey solaryumdur! Solaryuma girmeden önce mutlaka okuyunuz.

*Bilinen,hijyenik,temiz yerlerde ve uzmanlar eşliğinde hizmet veren solaryum salonlarını kullanın.
*Solaryumda kalacağınız dakika ve zaman kesinlikle uzmanlar tarafından bilgilendirilmelidir.
*Cilt testi yaptırarak solaryum süreçlerinizi belirleyiniz.
*Seansları cildinize göre seçtikten sonra, hiç bi problem ortaya çıkmaz.
*Bronzlukta doğal olmak için, altı ve yedi seans sizin için yeterli olabilir.
*Hemen bronzlamak için sıklıkla solaryum kullanmayın…
*Hafta da 3 kere ve günde 2 kere asla solaryuma gitmemenizi tavsiye ederiz.
*Solaryumda seansların başlamasına az kala, vucüt peelingi yapmanız gerekmektedir.Cildinizde ki ölü hücreleri yok eder, gözenekler açılır.
*Solayumda seans esnasında asla ışığa bakmayın.Gözlerinizi kapatın veya koruyucu gözlüklerden kullanın. Lensiniz var ise, çıkarmayı kesinlikle unutmayın.
*Alerjik reaksiyonlara karşı, vucüdünuzda dövme varsa bu bölgelerinizi mutlaka korumalısınız.
*Solaryum asla alkollü şekilde girmeyiniz.
*Bakımlarınızı tamamlayın (epilasyon,cilt bakım) v.b daha sonra solaryuma girmeyin.
*Lazer uygulamaları ve kalıcı makyajlardan hemen sonra solaryuma girmeyin.

Gelin saçı çok önemli diyenler için

Gelin saçı çok önemli diyenler için

Tarih: 08 Ağu 2009 Saat: 10:53pm


Gelin saçı

Gelin adayları, En mutlu gününde dünyanın en güzeli olmayı ister. Dikkat edilmesi gereken Hususlar

En önemlisi olarak dikkat edilmesi gereken kuaför seçimidir. Devamlı gittiniz ve güvendiğiniz bir kuaförünüz yoksa
Çevrenizdeki arkadaşlarınızın önerilerine kulak asın. Bilmediğiniz bir kuaföre gitmeyin.

Düğün gününden bir hafta önce gideceğiniz kuaför ile görüşüp randevu alın ve Kuaförünüze nasıl bir saç modeli istediğinizi doğru bir şekilde anlatmak ve kuaförün anladığından emin olun
Zamanınız varsa deneme saçları yaptıra bilirsiniz. Aksi takdirde düğün gününün sıkışıklığı içinde, saçınıza uygulanan model size yakışmazsa farklı bir model denemeye zamanınız kalmayabilir.

Boya yada perma gibi bir stil düşünüyorsanız bunu kesinlikle son güne bırakmayın.Sizin için en uygunu bu modeli bir hafta önce saçınıza uygulamaktır.

Gelinliğin tarzı ile saç modelinizi ve sizin kişiliğinizin uyumlu olmasına özen gösterin
Sade bir düğün yapıyorsanız yada nikah ile yetinecekseniz çok abartılı bir gelin başı hoş durmayacaktır.

Yaşınıza göre kuru cilt bakımı

Yaşınıza göre kuru cilt bakımı

Tarih: 08 Ağu 2009 Saat: 10:53pm


Tüm ciltler gibi kuru ciltlerde bakim ister. Size uygun olan bakimi seçerek cildinizi ferahlatin.

Yas Araligi : 18-29

Temizlik:

Sabah: Yüzünüzü Yatistirici losyonlarla temizleyin Alkol içeren losyonlari kesinlikle tercih etmeyin.

Aksam : Boyun kisminizi ve yüz çevrenizi temizleyici kremle yikayip ilik su ile durulayin.

Makyajinizi temizliyicilerle temizleyin.

Nemlendirme ve Koruma:

Hava kirliligi rüzgar ve günesten korunmak için nemlendirici krem ve losyonlar kullaniniz.
Fondöten, pudra kullaniyorsaniz makyaj alti kullanin Göz kremi ile göz çevrenizi nemlendirin.
Aksam üzeri nemlendiriciyi tekrar uygulayin.

Yenileme:

Genç ciltlerde bakim ve yenilemeye gerek yoktur. Güzel ve sadece bir cilte sahip olmak için, Dogal dengeli yasam
ve sporu unutmayin. Alkol ve sigaradan uzak durun.

Yas Araligi : 30-45

Temizlik:

Yüzünüzü Yatistirici losyonlarla temizleyin Alkol içeren losyonlari kesinlikle tercih etmeyin.
Aksam : Boyun kisminizi ve yüz çevrenizi temizleyici kremle yikayip ilik su ile durulayin.

Nemlendirme ve Koruma:

Hava kirliligi rüzgar ve günesten korunmak için koruma faktörlü bir nemlendirici kullanin

Yenileme:A,C,E vitaminlerini ve meyve asitleri içeren hafif cilt besleyici ürünler kulanin
Senede 2 defa, kis ve yaz aylarinda canlandirici serum kürü uygulayin. Cildiniz canli ve diri görünür.

Yas Araligi : 46 Yas ve Üzeri:

Temizlik:

Sabah: Yüzünüzü Yatistirici losyonlarla temizleyin Alkol içeren losyonlari kesinlikle tercih etmeyin.

Aksam : Boyun kisminizi ve yüz çevrenizi temizleyici kremle yikayip ilik su ile durulayin.

Nemlendirme ve Koruma:

Hava kirliligi rüzgar ve günesten korunmak için nemlendirici krem ve losyonlar kullaniniz.
Fondöten, pudra kullaniyorsaniz makyaj alti kullanin Göz kremi ile göz çevrenizi nemlendirin.

Yenileme:
Yaslanma geciktirici ürünler ve kirisik giderici ürünler uygulayin.
Senede 2 defa, kis ve yaz aylarinda canlandirici serum kürü uygulayin. Cildiniz canli ve diri görünür.
Anti-rides kirisik giderici ürünler A vitamini türevi olan retinol içerirler bu ürün hem sarkmayi önler hemde kirisikligi önler.

Göz çevreleri neden erken kırışır?

Göz çevreleri neden erken kırışır?

Tarih: 08 Ağu 2009 Saat: 10:52pm


Göz Çevreleri Neden Erken Kırışır

Günlük hayatta baskıya ve sürtünmeye maruz kalan göz çevresi, yüzde ilk yaşlanma izlerinin görüldüğü
yerdir. Günlük hayatta göz çevresi 3 farklı baskıya maruz kalır.

1. Mekanik baskı, ince çizğilerin kalbinde..

Gunde ortalama 10.000 göz kırparız ve buradan 22 farklı kası haraket halinde tutarız.
Gözler ve çevresi devamlı çalışmaktadır.Göz çevresi zamanın etkisiyle ve yüz mimiklerinizinher birinden
etkilendiği için cilt dokusunu tutan kolejan lifleri elsatikiyetini kaybeder ve ice doğru çekmeye başlar;
sonuç: ilk çizgiler görülmeye başlar

2. Biyolojik Baskı, göz altındaki mor halkaların kalbinde..

Göz çevresi, kılcal damarlar tarafından kontrol edilen mikrdolaşım sistemindeki yavaşlayama karşı çok hassadır.
Bu yavaşlama yaşlandıkça kaçınılmaz bir hal alır.Az oksijene sahip kan yüzünden göz çevresinde morarmalar ve gölgelemeler gerçekleşir.

3. Yapısal Baskı, torbalarının ve şişkinliklerin kalbinde..

Göz kapağının haraket edebilmesi için göz çevresindeki çilt dogal olarakvücuttaki herhangi bir bölgesinde bulunan ciltten daha elastik ve geveşektir.
Bu bölge bu yüzden plasmatik likid boşalmasına karşı daha zayıftır, plasmatik likid boşalması göz altı torbalarına sebep olur.
Göz çevresinin sıkılığını kaybetmesi cildin yapısından kaynaklanır.

Advertisement

Diğer Konular

Yeni Arşiv

Mart 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  
kadin